0 izlenme 12 Ocak 2022
AK Parti'nin Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen 7. Olağan Büyük Kongresi'nde yapılan tüzük değişikliğiyle MKYK'de asil üye sayısı 50'den 75'e yükseltildi. Yedek üye sayısı da 35 oldu. MKYK'de 28 isim yerini korurken, 22 isim yeni parti yönetiminde yer almadı. Kurula 47 yeni isim girdi. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sırasında İçişleri Bakanı olan Efkan Ala yeniden AKP yönetimine getirildi.

GÖLBAŞI'NDA NE OLDU
Emekli Albay Erdal Sarızeybek son kitabı ‘Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak’ adlı eserini toplumu ve gelecek nesilleri bilgilendirmek amacıyla Facebook sayfasından yayınlamaya karar verdi. Bu amaçla sarizeybekbilgi.com web adresindeki siteyi aktif hale getirdi ve ilk olarak söz konusu kitabın önsözünü yayınladı.

‘USTA ERDOĞAN’
Kitabın adında geçen ‘Usta’ son 19 yıllık Türk siyasetine yön vermiş olan Adalet ve Kalkınma Partisi Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Siyasi Tuzak’ olarak adlandırdığı olaylar ise Erdoğan’ın ’yanıldık, aldatıldık, Rabbim affetsin’ dediği Türk Ordusuna karşı kurulan Ergenekon kumpası, derken 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimi olaylarını ele alıyor.

‘TARİKAT’
Türkiye’nin hala çözemediği Fetö kumpaslarının iç yüzünü araştıran Sarızeybek, tarihin derinliklerine inerek küresel güç haline gelen Tarikat, onunla bağlantılı ABD ve İsrail ilişkilerinin bugüne kadar gün yüzüne çıkarmayan bağlantıları masaya seriyor ve çarpıcı sonuçlara ulaşıyor. İşte tarihe not düşülen olaylar, kişiler, yer ve tarihlerin yer aldığı Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak;

Türk Ordusuna Kumpas mı Kuruldu

Bu noktada 15 Temmuz’da ’kim ne yaptı’ diyerek kendi başıma soruşturma yapacak değilim. Ancak 15 Temmuz’un ihanete düşmüş tepe noktasını açığa çıkarmak yerine ‘sen kaçtın ben kaçmadım, sen saklandın ben saklanmadım’ diyerek böylesine ağır bir vakanın tıpkı Cübbeli örneğinde olduğu gibi, magazinleştirilerek örtbas edilmesine de taraftar değilim. Burada ordumuzdan konuşuyoruz, devletimizden milletimizden konuşuyoruz, varlığımız ve bekamızdan konuşuyoruz, bu işin şakası bile olmaz!

KALKIŞMANIN MERKEZİ GENELKURMAY KARARGAHIDIR
Hepimiz o geceyi yaşadık, gördük, ekranlardan izledik. Bilinen o ki kalkışmanın merkez noktası Genelkurmay Karargahıdır. Yurdun dört bir köşesinde askerin sokağa çıkmasına yolaçan mesajlar bu karargahtan çekilmiştir. Düğüm de oradadır. Bu mesajların yazılması emrini kim vermiş, kim yazmış, kim imzalatmış, kim harekat merkezine gidip bu mesajları çekmiş?

Bana sorarsanız, bu düğümün çözülmesi için ilk önce oradan işe koyulmak gerekiyor. Bunu neden diyorum?

BİR MESAJLA İŞİ BİTİRDİLER
Çünkü Türk Ordusuna asıl darbe Ankara ve İstanbul’da vurulmadı. Asıl darbe Anadolu’da vuruldu. Ordunun temeli olan disiplin ve emre itaat duygusu maniple edilerek darbeye dönüştürüldü. Bunu da işte karargahtan çekilen bu mesajlarla yaptılar. Ordu, kolordu, tugay ve alay komutanlarının büyük çoğunluğu böylece tasfiye edildi.

 Oysaki bu düğümü çözmenin kolayı var. Çıkarın askeri öğrencileri kursiyerleri ve erleri, bakın bakalım merkez Ankara ve İstanbul’da kalkışmayı yapan kaç kişi? 
Çıkarın bakalım Ankara’da alçaktan uçuş yapan jetleri, sağa sola bomba atan helikopterleri, kalkışmayı yapan kaç kişi? Alın bunları, getirin bakalım yan yana. Anadolu’da kalkışmanın bu iki merkeziyle hiçbir bağlantısı olmayan ancak işte bu mesajlar yüzünden darbe soruşturmasına uğrayan kaç kişi?

BU BİR DARBE Mİ YOKSA KUMPAS MI
Şimdi diyeceksiniz ki onların suçu yok mu?.. Elbette ki var. Öyle ya da böyle Vali’nin onayı olmadan askerin sokağa çıkması suçtur. İl İdaresi kanunu bu konuda açık ve net. Kanuna karşı gelenler elbette yargılanacak hak ettikleri cezayı bulacak. 

Ancak kalkışmayı tezgahlayan Genelkurmay karargahındaki Fetö hücresinin asıl amacının darbe yapmak değil de Türk Ordusunu darbe tuzağına çekerek tasfiye etmek olduğu ortaya çıkarılabilirse eğer, iş değişir. Bu durumda bu kripto hücrenin Genelkurmay karargahında çevrilen işlerden haberi olmayan ordu, kolordu, tugay ve alay komutanlarına darbe görüntüsü altında tuzak kurulduğu ortaya çıkar ki bu da bizim araştırılmasını söylediğimiz konuların ne denli büyük bir önem taşıdığını ortaya koyar.

Açık soruyorum; bu darbe değil de Türk Ordusuna Kod Ergenekon’la kurulmuş olan kumpasın devamıysa ve bu kumpas kripto casus hücreler eliyle yapılmışsa, bunu araştırmak devletin görevi değil midir? 17/25’te Usta’ya karşı darbeyi yapanlar da böylesi kripto hücreler değil miydi?

ZİNCİRİN ZAYIF HALKASI GÖLBAŞI
Bu kalkışmanın İkinci düğüm noktası ise Gölbaşı’nda polislerimizi şehit edenlerdir. Pilotlara emri veren kimdir? Bu emri alıp da tetiği çeken kimdir? Bunlar ortaya çıkarılmalıdır. Allah aşkına hiçbir şeyden haberi olmayan, kalkışmayı durdurabilecek bir güce de sahip olmayan Polis Özel Harekat merkezini bombalamanın anlamı neydi ki… Neden yaptılar bunu?

MASUM ERLERİ KATLEDENLER NE OLACAK
Sonuç bombalandı mı, evet; 44 polisimiz şehit düştü mü, evet; peki bunu neden yaptılar, 44 polisimizi şehit etmekle neyi hedeflediler? Daha bu haber televizyonlara düşer düşmez halkın yüreğinde büyük bir öfkenin doğmasına yolaçtılar. Sokağa çıkmış olanları da askere karşı galeyana getirdiler. 

Bu galeyana gelenler arasından vatan hizmetini yapan ancak emirle sokağa çıkarılmış masum er ve erbaşlarımızı katledenler de çıktı. Usta bunun üzerine bir kanun yaptı. Bu katillerin yaptığı eylemi suç olmaktan çıkardı, yargılanmadılar. Peki şimdi darbeye sürüklenmiş bu askerler için karar verildi ve hepsi masum denildi, beraat ettirildi. Bunu siz de biliyorsunuz ben de biliyorum. Peki şimdi katledilen o masum erler ne olacak? Katledenler ne olacak? Cezasız mı kalacak?

ERLERİ NEDEN KÖPRÜDE TUTTULAR
Aynı pencereden aynı manzara İstanbul’da köprüyü üstelik tek taraflı tutmuş olan askerlere bakıldığında da görülebiliyor; o askerlerimizi her kim oraya sürüklediyse, kalkışmanın bir sonuç vermeyeceği anlaşıldığında dahi askerlerimizi sabaha kadar orada tuttular. Geri çekmediler. Saatlerce canlı yayında seyrettirdiler ve masum erleri şehit haberleriyle galeyana getirilmiş halkımızla karşı karşıya bıraktılar. İnanın düşündükçe insanın aklı almıyor. İşleyen beyin yoksa Türk Ordusuna yine kumpas mı kuruldu, diye sormadan edemiyor.

TAVAN ÇÖZÜLMEDEN, TABANDAN BİR ŞEY ÇIKMAZ
Meclise bomba atanlar, Ankara Emniyet Müdürlüğünü helikopterden tarayanlar, bunlara ateş emri verenler tek tek incelenmelidir. Zaten Usta demedi mi bu üç katlı bir çetedir; tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet’ diye. Taban dediğiniz ne ki? Görüyoruz işte çaycı simitçi baklavacı börekçi, memur, işçi emekli diye gidiyor…Ortası dediğiniz ne ki? Görüyoruz işte milletin inançlarını paraya tahvil edenler, onlara zaten işlem yapılıyor. Burada asıl mesele en üst kat yani tavan!

HEDEF TÜRK ORDUSU VE TÜRK MİLLETİ
Şimdi sadece sonuçlarına bakılarak 15 Temmuz için şunu demek mümkün; ‘Ordunun küresel siyasi proje ye direnişi etkisizleştirilmiş gibi görünüyor. Komuta heyeti dağıldı. Okullar hastaneler kapatıldı. Türk milletinin ordusuna olan güveni çok ağır bir darbe aldı. Kalkışma sonrası sanki önceden planlanmış gibi bir seri yapılan düzenlemelerle ‘Yeni Türkiye’ ve ’Yeni Ordu’ya doğru hızla yol alınmaya başladı. ‘Bu değişiklikler ‘önceden planlanmış gibi’ dedim, doğrudur. Eğer ki siz bir gecede askeri okulları askeri hastaneleri kapatabiliyorsanız, bunların yerini alacak yapıları da elbet düşünmüşsünüz anlamına gelir bu.

Kaldı ki Arınç’ın dediği gibi bu iş ‘bir gecede olmuş bitmiş bir iş’ değil!

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturkstrateji.com
Video Haber www.bilgeturktv.com
Özel Haber www.e-sarizeybek.com
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ